ÇOCUĞA GİYDİRİLECEK İLK ELBİSE

 Haziran 2003 sayımızın kapağı

Hicretin üçüncü yılında Ramazan-ı şerif ayında Hazret-i Fâtıma -radiyallahu anhâ-nın bir oğlu dünyaya geldi.

Hazret-i Fâtıma -radiyallahu anhâ- validemizin doğumunda hazır bulunan Sevde binti Misrah -radiyallahu anhâ-dan rivayet edildiğine göre; Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz doğum sancısı başlar başlamaz geldi ve kızının hâlini-hatırını sorduktan sonra:

“Çocuk doğunca bana haber vermeden çocuğa bir şey yapmayın!” buyurdu.

Çocuk doğunca Sevde -radiyallahu anhâ- göbeğini kesti ve sarı renkli bir beze sardı. Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz az sonra geldi, doğum olup olmadığını, kızının hâl ve hatırını sordu.

Sevde -radiyallahu anh-in: “Yâ Resulullâh! Çocuk doğdu, göbeğini kestim ve sarı bir beze sardım.” demesi üzerine celâllendi ve:

“Bana âsi oldun!” buyurdu.

Sevde -radiyallahu anh-: “Allah’a ve Resul’üne âsi olmaktan Allah’a sığınırım yâ Resulullah! Ben onun göbeğini kestim, bunu yapmaya da mecbur idim.” dedi.

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin:

“Çocuğu bana getir!” buyurması üzerine getirdiler. Üzerindeki sarı bezi attı ve beyaz bir bez içerisine sardı. Tükrüğünden çocuğun ağzına koyarak onu yutmasını sağladı.

Hazret-i Fâtıma -radiyallahu anhâ- Vâlidemiz Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin Hazret-i Hasan -radiyallahu anh-in ağzına kendisinin bilmediği bir şey koyduğunu, bu sebeple de onun Hazret-i Hüseyin -radiyallahu anh-e nazaran daha bilgili olduğunu söylemiştir. (Kenzü’l-Ummâl)

Hazret-i Ali -radiyallahu anh- der ki:

“Ben harbi darbı seven bir adam olduğum için çocuğa Harb ismini koymuştum. Resulullah Aleyhisselâm geldi. ‘Ne isim koydunuz ona?’ buyurdu. ‘Harb ismini koydum.’ dedim. ‘Hayır, o Hasan’dır.’ buyurdu.” (Hâkim)

Hasan ismi, câhiliye devrinde Araplar tarafından bilinen bir isim değildi.

Hazret-i Fâtıma -radiyallahu anhâ- “Yâ Resulellah! Oğlum için Akîka kurbanı olarak bir deve veya iki koç keseyim mi?” dedi.

Resulullah Aleyhisselâm:

“Hayır! Sen onun saçını kes, saçının ağırlığınca gümüşü yoksullara sadaka olarak dağıt!” buyurdu.

Doğumunun yedinci günü iki koç kesildi. Kesilen saçının ağırlığınca da gümüş, sadaka olarak dağıtıldı. Çocuk aynı zamanda sünnet de ettirildi.

Resulullah Aleyhisselâm Hazret-i Hasan -radiyallahu anh- ile Hazret-i Hüseyin -radiyallahu anh-in Akîka kurbanlarından ebeye bir but gönderilmesini, kalanın da kemikleri kırılmaksızın yenmesini ve başkalarına da yedirilmesini tavsiye etmiştir. (Beyhakî)

Hazret-i Hasan -radiyallahu anh-in doğumundan elli gün sonra Hazret-i Fâtıma -radiyallahu anhâ- validemiz Hazret-i Hüseyin -radiyallahu anh-e hamile kaldı. Hicretin dördüncü yılının Şaban ayında Hazret-i Hüseyin -radiyallahu anh- dünyaya geldi.

Doğumunun yedinci gününde Resulullah Aleyhisselâm torunu Hazret-i Hüseyin -radiyallahu anh- için Akîka kurbanı kestirdi. Kulağına ezanını okuyup ismini koydu.

 

Ömer ÖNGÜT

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !